Gökhan Toka tarafından December 4, 2009 tarihinde CRM, Uncategorized konusunda yazıldı |
Bugün A bankasındaki a1 hesabımdan B bankasındaki b1 nolu hesabıma EFT yapmak için her ay yaptığım üzere A bankası İnternet şubesine girdim. Miktarı yazdığım text kutucuğundan, onay butoncuğuna yönelik ivmelenmiş olan mouse tutan parmağım, aradaki mesafede yüzen, kırmızı bir harf sürücüğüne takıldı. Göç eden harf sürüsü bana birşey anlatmaya çalışıyordu. Bir an durdum ve şöylece bir baktım harf sürüsüne. Sürüyü oluşturan harfler bir araya geldiklerinde şu mesaj okunuyordu:
“biz sana bize IBAN numaranı ver dedik vaktiyle… ama sen vermedin… şimdi bu parayı göndereceksin ama para alimallah kaybolursa bunun vebali senindir, bilesin.”
Yine de onay butoncuğuna doğru kayıyordu ki parmak bir an silkindim ve kendime geldim: NASIL YANİ?
Bir sistemdeki varlığımı başka bir sisteme aktarıyorum. Bu işlemi gerçekleştirmek için EFT ücreti denen bir ücret de ödüyorum üstelik. Şimdi bana diyorsunuz ki, sen bu işlemi aynı ücreti ödeyerek yine yapacaksın ama paran kaybolabilir, bunun da sorumlusu sensin, çünkü EFT yaptığın hesabın IBAN ını bize vermedin. Doğrusu birinin parasını kaybetmek, gaspetmek için çok güzel dahiyane bir bahane.
Eğer her hesabın bir IBAN numarası varsa ki var, neden böyle temel bir değişiklikte bankalar arası entegrasyon kurulamıyor? Ben B bankasındaki b1 hesabımın IBAN numarasını biliyorsam bu numarayı A bankasının bilmeme olasılığı nasıl olabilir, bu bilginin bankalararası paylaşılmaması olasılığı (kara listeleri paylaşmayı biliyorlar)? Ayrıca sistemlerde insan katılımı bu derece üst boyutta ise (ben numarayı vermediğim zaman sistem çalışmamakta ve param kaybolabilmektedir örneğin, sistem benim manuel yollardan edinip vereceğim bilgiye muhtaçtır), sistem değişikliğine gidilirken neden İNSANLARA SORU SORULUP ONAYI ALINMIYOR o halde?
Gökhan Toka tarafından May 5, 2009 tarihinde Uncategorized konusunda yazıldı |
Sabit numara taşınabilirliğine sayılı günler kala (4 gün!), bu alandaki bilinmezlikler alabildiğine devam ediyor. Cep numaralarının taşınabiliriği bir yıl önce, 9 Mayıs 2008′de başlamıştı. Sabit numara taşınabilirliği için de 9 Mayıs 2009 tarihi verilmişti. Buna karşılık, son derece az bir zaman kalmasına rağmen, bu alanda Türk Telekom’a hangi firmaların rakip olacağı belli değil. Herhangibir tanıtım çalışması da yapılmıyor. Internette bu konuyu aradığınızda da eskimiş birbirinin kopyası birkaç haberden fazlasıyla karşılaşamıyorsunuz. Türk Telekom’un tekelci ve hantal yapısından yaka silkmiş, bu düzenlemenin bir an önce uygulamaya girmesini bekleyen onbinlerce abone var. İnsanlar koyun değil, müşteri olduklarını hissetmek istiyorlar. Gel gelelim ki sadece dört gün kalmış olmasına rağmen görünürde hiçbir ışık yok.
Gökhan Toka tarafından April 30, 2009 tarihinde Uncategorized konusunda yazıldı |
Geçen hafta izlediğim bir haberle Irak’daki Bağdat borsasının nihayet açıldığını ve işlemlere başladığını öğrendim. Oysa ki o borsa hep açıktı. Avrupa, Amerika borsaları ve IMKB günlük verileri ile birlikte ve hemen aynı duygusuzlukta izlediğimiz verilerdir Irak’dan gelen veriler: “Bugün Dow Jones 80 puan yükseldi…. Bugün IMKB 80 puan düştü…. Bugün Bağdat’daki intihar saldırısında 80 kişi öldü….”
Bir patlama olduğunu ve İstanbul’da 80 kişinin bir günde, bir anda öldüğünü düşünün. Yıllar önce yaşadığımız ve halen unutamadığımız, İstanbul’daki trajik bombalama eylemleri gibi. Ya da bu olayın New York’da veya Londra’da olduğunu düşünün. Ertesi gün aynı yerde tekrar olduğunu düşünün. Ve sonraki gün, sonraki gün, daha sonraki gün?? Bu olayın, bu dehşetin, hergün yaşandığını düşünün…
Borsayla ilgilenmeyen ortalama bir insan için borsanın gün içinde 80 puan düşmesi ne kadar önemli bir haberse, Irak’da o gün 80 insanın ölmüş olması da Irak’da yaşamayan insanlar için ne yazık ki o kadar önemli bir haber. Peki Irak borsasında ne olup bittiği ne kadar önemli bir haber olacak?
Dünya giderek daha parametrik, giderek akılsamadan yoksun bir pozisyon alıyor. Global bağlamda içinde bulunduğumuz kriz de bence daha çok insanlığın sağduyusunu, akılsama gücünü yitirmesi, parametrikleşmesi üzerine dayanan, kültürel bir kriz ve bu anlamda önceki krizlerden oldukça farklı. Bu krizin sonu gelmeyecek. Çünkü bu artık bizim varoluş biçimimizdir.
Meraklısına: TED: The Ideas Worth Spreading
Ve TED’den bir sunum: Why We Stopped Being Wise?