Türkiye BI (Kurumsal İş Zekası) Pazarında Yeni Dönem – 1

Gökhan Toka tarafından March 17, 2009 tarihinde Business Intelligence konusunda yazıldı | View Comments

Geçtiğimiz yıllarda BI (İş Zekası) pazarına damga vuran en önemli üç hareket şunlardı:
1. Oracle’ın Hyperion’ı 3.3 Milyar $’a satın alması
2. SAP’nin BI pazar lideri Business Objects’i 6.8 Milyar $’a alması
3. IBM’in BI pazarı ikincisi Cognos’u 4.9 Milyar $’a alması

Sundukları çözümlerle kurum içi bilgi piramidinin tabanını ve genel yapısını oluşturan bu üç büyük bilişim devi, böylece piramitlerinin en üst taşını da yerleştirmiş oldular. Her ne kadar bu platform sağlayıcıları kendi BI çözümlerini öteden beri platformları ile birlikte sunmuşlarsa da (Oracle Financials, SAP XL vs vs) doğrusu bu çözümlerin hiçbir zaman Hyperion, BO ya da Cognos çözümleri ile karşılaştırılabilir nitelikte olmadığıydı.

Bu yukarıda saydığım satın almalar, salt belli bir dilim içindeki pazar payını artırmaya yönelik hareketler olarak okunmamalı. Çok da uzak olmayan bir geçmişte Hyperion’ın Brio’yu, Business Objects’in Crystal Reports’u, Cognos’un Adaytum’u satın aldıklarını hatırlıyoruz. Bu satın almalar bütünüyle BI yelpazesi içinde kalan, pazar payını artırmak ve odaktaki teknolojiyi keskinleştirmek amaçlı hareketlerken, platform sağlayıcısı konumundaki Oracle, SAP ve IBM’in BI devlerini satın almaları çok daha stratejik hareketlerdi. Bu satın almalar ile kurum içi İş Zekası ve bilgi yönetimi sistemlerinin konsolidasyonu trendindeki önemli bir eşik aşılmış oldu.

Bu satın almaların içinde en çarpıcı ve en önemli olanı bence SAP’ın Business Objects’i almasıdır. Sadece Business Objects BI pazarı lideri olduğu için değil, SAP bu hareketi ile öteden beri süregelen önemli bir zaafı olan “raporlama” alanında önemli bir adım adım atmış oldu. SAP son derece kapalı bir sistem olduğundan dolayı bağımsız raporlama araçlarıyla entegrasyonu her zaman için sorun olmuştu. SAP’ye yatırım yapan pekçok kurum bu entegrasyonu sağlamak yerine ABAP kullanmayı tercih etmişlerdir.

SAP’ın Business Objects operasyonu, tam da Business Objects SAP entegrasyonu yeteneğini güçlendirdiği bir zamanda geldi. Bu açıdan da bu hareket SAP tarafında adresini bulan doğru bir yatırım oldu.

Ülkemizde de dünyada da BI sektörü kriz dönemlerinden genellikle olumlu etkilenmiştir. Kriz ortamındaki kurumlar ayakta kalabilmek ve önlerini daha iyi görebilmek noktasında gelişmiş BI uygulamalarına daha fazla ihtiyaç duyarlar. Bu kriz döneminde ise, BI çözümlerinin bağımsız yapılarını kaybetmiş ve Kurumsal Bilgi Platformu sağlayıcıların çözüm yelpazelerine katılmış olmaları belli koşullarda farklı sonuçlar doğurabilir. SAP gibi milyon dolarlık operasyonel platformlar sağlayan bir firma Business Objects’i hangi modelde pazarlamaya devam edecek?

  • Share/Bookmark

Uzayda hayat, Türkiye’de CRM – 1

Gökhan Toka tarafından January 20, 2009 tarihinde Business Intelligence, CRM konusunda yazıldı | View Comments

Gün geçmiyor ki bankamdan buram buram CRM kokan yeni bir mesaj daha almayayım.

Kredi kartını iptal ettiğim söz konusu bankadan uzun bir süre “0″ liralık ekstereler aldıktan sonra (hem de posta kanalıyla, maliyeti düşünün), geçen hafta bankam yeni bir CRM uygulaması ile beni oldukça şaşırttı.

Yaklaşık 8 yıldır Internet şubesini kullandığım bankam beni Internet şubesini kullanmaya davet ediyordu. Üstelik Internet şubesinde yaptığım işlemleri doğrulamak için onay mesajı gönderdiği cep telefonuma mesaj göndererek.

Demek ki bankam boş durmuyor, çalışıyor, CRM yeteneğini ve zekasını güçlendiriyor. Bunun bir ileri aşaması herhalde bana “bankamızla çalışmak ister misiniz?” diye sormak olacaktır.

Çalıştığım banka öyle abur cubur bir banka değil, Türkiye’deki en büyük bankalardan, üstelik de bilişim altyapısının en iyi olduğunu bildiğim bankalardan biri. Öyleyse sorun ne? Bankam neden CRM yapamıyor? Bankam CRM yapamıyor ise risk modellemesini ve kredi derecelendirmesini yapmayı nasıl başarıyor?

Uzun süre sektörde BI danışmanı olarak çalıştığım ve gerek finans sektörü gerekse de diğer key sektörlerdeki pekçok lider firmaya BI & Data Mining danışmanı olarak girip çıktığım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu firmaların ellerinin altında başarılı bir CRM projesi yürütmek için ihtiyaç duyabilecekleri her türlü bilişsel altyapı ve analitik uygulama mevcuttur. Bu uygulamaları yönetebilecek ve kurgulayabilecek yetkin insan gücüne de fazlasıyla sahipler. Buradaki problem yatırımla ve altyapıyla ilgili değil, doğrudan doğruya yaklaşım ve anlayışla ilgili bir problemdir. Bu noktada yanlış anlaşılan ve şirketlerin de yanlış anladığı nokta budur: CRM bir teknik yeterlililk veya yetkinlik sorunu değil, bir yaklaşım ve anlayış meselesidir, bir felsefedir. Bu anlayış kurum içinde mevcut değilse, o kurumda yaratılmaya çalışılacak CRM uygulamaları çok büyük olaslıkla başarısız ve verimsiz kalacaktır. Tıpkı bankamda olduğu gibi.

CRM yaklaşımındaki düşünsel ve anlayışsal altyapı eksikliği sadece kurum kültüründeki noksanlıklarla da açıklanamaz. Bu anlayış eksikliğinin temeli kurum dışında, kurumu çevreleyen genel toplumsal kültürümüzde bile gözlenebilir. Malesef Türkiye, yönetim itibarıyla bir CRM ülkesi olmaktan çok uzaktır. En basitinden Türkiye, “vatandaş devlet içindir” şeklindeki tarihsel bir derinliği olan ümmet psikolojisini halen üzerinden atamamış ve “DEVLET VATANDAŞ İÇİNDİR” gerçeğini içinde bulunduğumuz 2009 yılında bile tam anlamıyla uygulamaya sokamamıştır.

  • Share/Bookmark