Kurumsallar Internet’in neresinde? Modern çağın sır kuyuları: Site İletişim Formları!!!

Gökhan Toka tarafından May 12, 2009 tarihinde Internet, Internet Marketing konusunda yazıldı | View Comments

Çoook eski bir Anadolu öyküsüdür Midas’ın öyküsü. Frig kralı Midas’ın kulaklarının eşşek kulağı olduğunu gören vatandaş, içini yakıp kavuran bu bilgiyi kimlere söyleyeceğini bilemez. Ne de olsa Midas ülkenin kralıdır; hakkında yapılacak en ufak dedikodu vatandaşlara yol su elektrikten ziyade kötü sonuçlar olarak dönebilir. Bu bilgiyi tek başına taşıyamayan adamcağız, en sonunda bir kuyuya haykırır: “Midas’ın kulakları eşşek kulaklarııııı!”.

Sizin de vaktiyle işleyip, suçluluk psikolojisiyle yıllardır huzurunuzu kaçıran bir suçunuz, kimselere söyleyemediğiniz ama bir yandan da söylemek için yanıp tutuştuğunuz içinizi kavuran çok özel bir sırrınız varsa, ne mutlu size ki artık şehrin göbeğinde fıldır fıldır kuyu aramak zorunda değilsiniz. Bunun yerine açın Internet’i, girin en büyük firmalarımızdan birinin günde onbinlerce kez ziyaret edilen web sitesine. Açın oradaki iletişim formunu… Ve yazın: “Geçen yaz birini öldürdüm, adım bu, adresim bu, telefonum bu, TC kimlik numaram bu!” Ohhh… Artık rahat bir nefes alabilirsiniz. Hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda kalmadan işte sırrınızı açıkladınız ve rahatsınız. Bu gönderdiğiniz mesajı hiççç kimsecikler okumayacak, okusa da kılını kıpırdatmayacak çünkü.

Neden mi? Çok basit: Bir şirketin amacı para kazanmaktır. Yaptığı her faaliyet bunun içindir. Siz eğer, söz konusu kurumsal firmanın web sitesindeki iletişim formuna “sizden şu ürününüzü satın almak istiyorum”, veya “şu ürünlerinizi satın almakla ilgileniyorum” diye yazıp da herhangibir şekilde, herhangibir kanaldan, herhangibir zamanda yanıt alamıyorsanız demek ki cinayet itirafınıza %1500 cevap alamayacaksınız. Ne de olsa sizin cinayetiniz söz konusu firmaya para kazandırmayacak ya da kaybettirmeyecektir. Söz konusu firmaya para kazandıracak taleplerinizi bile dikkate almayan söz konusu firma, cinayet itirafınızı kesinlikle umusamaz da ondan!

Şimdiye kadar birçok dev kurumsal firmamızın web sitelerinde sayısını bilmediğim kadar çok iletişim formu doldurdum. Ancak ne hikmetse, ölçeği ne olursa olsun yabancı bir firmanın web sitesinde doldurduğum iletişim formlarına anında dönüş almama rağmen, Türkiye’deki büyük kurumsal firmalardan geri dönüş alamadım:

Garanti Bankası: Internet bankasının “Sigorta” bölümünde sigorta yaptırmak istediğimi belirttim. Arayan soran olmadı…
Koç Net Biri ADSL: Biri ADSL almak istediğimi belirttim. Arayan soran olmadı.
Citibank: Hizmetlerinden yararlanmak istediğimi belirttim. Arayan soran olmadı.
Yurtiçi Kargo: Kendileriyle çalışmak istediğimi belirttim. Arayan soran yok.
Türk Telekom: Ne olduğunu söylemeye zaten gerek yok…

Şimdiye dek sadece tek bir firmadan iletişim formu dönüşü aldım: Kariyer.Net. Onlardan da teklif istemiştim. Göndereceğiz demelerine rağmen göndermediler. Bu durum da ne derece iyidir doğrusu bilemedim. Şimdiye dek, iletişim formu testini geçebilen hiçbir kurumsal firma olmadı. Buna karşılık KOBİ’lerin web sitelerindeki iletişim formlarını doldurduğunuzda büyük olaslıkla geri dönüş alırsınız. KOBİ’lerin Internet’i daha doğru ve daha akıllıca kullandıklarını düşünüyorum. Kurumsallar ise, Internet pazarlamasında feci halde sınıfta kalmış durumdalar. Şu en basit, en temel Internet pazarlaması iletişimi operasyonununu bile yönetemedikten sonra Internet’de dünyaları yönetseler ne olur!

Kurumsalların kulakları eşşek kulakları… :)

  • Share/Bookmark

Boş vaktiniz varsa Drupal’le heba edin! Açık kaynak CMS çılgınlığında son nokta!

Gökhan Toka tarafından May 7, 2009 tarihinde Blogging, Internet konusunda yazıldı | View Comments

Çok sayıda blogum var. Aralarına sürekli yenilerini ekliyorum. Blog yazarlığına aktif olarak ilk kez adım attığım 2006′da açtığım ve Blogger’da tuttuğum birkaç blog hariç tüm bloglarım Wordpress altyapısını kullanıyor. Bunun böyle olması da bana göre Wordpress’in kolay kullanımı, dokümentasyonunun iyi olması, PHP ve CSS’in kolayca değiştirilebilmesi, çok sayıda – her amaca uygun – kolay uygulanabilir eklentisinin olması, kullanıcı desteğinin sağlam olması…

Geçtiğimiz aylarda, en iyi blog ödüllerine de aday olan bir blogun sahibinden bir mail aldım. Joomla’da tuttuğu blogunu benimkilerden birinin altında birleştirmek istiyordu. Buna karşılık blogumun platformunu Joomla’ya taşımamı istiyordu. Bu teklifi reddettim. Nedeni, tek bir site için Joomla öğrenmek ve bakım maliyetlerine katlanmak istemememdi. Joomla’nın kendi sitesinde bir admin demosunun olması ve bu demoyu kullanmış olmamın da bunda payı vardı tabi… ;)

Wordpress’in belki de tek dezavantajı tasarım anlamında diğer açık kaynak CMS örneklerine göre biraz basit kalması. İşte bu yüzden, iyi bir tasarıma sahip olmasını istediğim bir web sitesi projem için, birkaç örneğini gördüğüm Drupal’i denemeye karar verdim. Uygulamanın demosu olmadığı için de kafadan FTPye yükleyip kurarak çalışmaya başladım… Aslında çalışmaya başlayamadım desem daha doğru olur, çünkü Drupal çalışmak isteyen insanları sevmiyordu :)

Uygulamanın admin modülündeki her component adeta birer küçük kabus gibiydi. Tam da hoşlanmadığım biçimde, her şey modüler, her şey oyuncak gibi, her şey sınırlandırıcı. Drupal, kullanıcıları üzerinde vaktiyle bir anket yapmış ve onların IQ seviylerini ölçmüş, buna göre de ortalama bir fonksiyonalite ve arayüz sağlamış gibiydi. Bunun dışına nasıl taşılacağı belli değildi. PHP kodunu ve CSS kodunu admin arayüzünden değiştirebilme olanağı yoktu. En basit işlemin nasıl yapılacağı (örnek: gönderiye bir resim eklemek!!!) belli değildi, yazı post etme arayüzü üzerinde bunu sağlayacak opsiyonlar yoktu. Dahası bu en basit işlemleri bile nasıl yapacağınızı araştırdığınızda web’den sonuç elde edemiyordunuz. Dokümentasyon seviyesi yerlerde geziyordu.

Ancak belki de en şaşırtıcı olan Drupal eklentileriydi. Ortalama bir CMS’den bekleyebileceğiniz en basit fonksiyonalite için bile bir eklenti yüklemeniz gerekiyordu. Bunu insan bir yere kadar kabul edebilir; ama eklentileri yükledikten sonra da fonksiyonaliteye ulaşılamamış olması çok şaşırtıcıydı. Internette bir Drupal eklentisinin nasıl yükleneceği ile ilgili tonlarca makale okunduktan, yönergelere aynen uyulup da yine de elde var sıfır olduktan sonra nihayet sağolsun, desteği Drupal kullanıcısı olan bir iş arkadaşımdan aldım. Meğer neymiş ! Eklentiyi yükleyip aktif hale getirdikten sonra, Drupal’e bu eklentiyi çalıştırmaya izin ver komutu vermek gerekiyormuş! Aman ne güzel! Demek ki Microsoft, şaşırtıcı sistemi Vista’yı tasarlarken Drupal’den çok ilham almış.

En son iki hafta uğraştıktan ve Drupal’de son derece basit sitemin tasarımını belli ölçüde yoluna soktuktan sonra, yeni bir eklenti yükleyip bir de bazı sayfaları diğerlerine redirect etmek istedim. Bu da iki haftalık emeğin puff diye söndüğü ve Drupal’in kendi kendini imha ettiği, her sayfanın baştan ayağa beyaza büründüğü bir sonsuz mutluluk atmosferi yarattı. Bu işlemi yapabilmek için de bir eklenti yüklemem gerekmişti ve o eklenti de kimbilir hangi diğer eklentiyle çakıştığı için site artık kullanılamıyordu.

Ne diyelim, sağlık olsun. Benim tavsiyem, kaybedecek gani gani vaktiniz varsa Drupal size istediğiniz atmosferi gani gani sağlayabilir. Hayata temiz bir sayfa açmak isteyen açık kaynak CMS tutkunlarına tavsiyem: Drupal (bir dur bir düşün öyle al)

  • Share/Bookmark

Sabit Numara Taşıma

Gökhan Toka tarafından May 5, 2009 tarihinde Uncategorized konusunda yazıldı | View Comments

Sabit numara taşınabilirliğine sayılı günler kala (4 gün!), bu alandaki bilinmezlikler alabildiğine devam ediyor. Cep numaralarının taşınabiliriği bir yıl önce, 9 Mayıs 2008′de başlamıştı. Sabit numara taşınabilirliği için de 9 Mayıs 2009 tarihi verilmişti. Buna karşılık, son derece az bir zaman kalmasına rağmen, bu alanda Türk Telekom’a hangi firmaların rakip olacağı belli değil. Herhangibir tanıtım çalışması da yapılmıyor. Internette bu konuyu aradığınızda da eskimiş birbirinin kopyası birkaç haberden fazlasıyla karşılaşamıyorsunuz. Türk Telekom’un tekelci ve hantal yapısından yaka silkmiş, bu düzenlemenin bir an önce uygulamaya girmesini bekleyen onbinlerce abone var. İnsanlar koyun değil, müşteri olduklarını hissetmek istiyorlar. Gel gelelim ki sadece dört gün kalmış olmasına rağmen görünürde hiçbir ışık yok.

  • Share/Bookmark