Google sonuçlarında kişiselleşme klasik SEO’nun sonu mu olacak?

Gökhan Toka tarafından January 21, 2009 tarihinde SEO konusunda yazıldı | View Comments

Google mühendisleri için son bir yıldaki en sıcak konu, arama sonuçlarında kişiselleşme sağlanması yoluyla kullanıcı deneyiminin güçlendirilmesi olmalı. Video araması, resim araması, harita araması gibi, arama deneyimini X ekseninde güçlendirecek seçenekleri arama motoruna dahil ettikten sonra, Google “dikey” anlamda arama deneyimini güçlendirecek “kişiselleştirme” olanağı üzerine eğilmiş gibi görünüyor.

Google bu projede şimdilik data toplama ve test aşamasında. İlk olarak “arama sonuç sayfalarında (SERP) kullanıcı tercihli sıralandırma” aracını arama motorloruna dahil ettiler. Google.com (com.tr’de henüz etkin değil) üzerinde bu yeni aracı kullanabilirsiniz. Bu araçla, arama sonuçlarında daha alt sıralarda gelen, ama sizin daha faydalı bulduğunuz bir web sayfasını sağındaki ok tuşuna (Promote) basarak arama sonuçlarında daha üst sıraya taşıyabiliyorsunuz. Aynı şekilde faydasız bulduğunuz bir sonucu da “Remove” (kaldır) tuşuna basıp arama listesinden tamamen kaldırabilirsiniz.

Example SERP

Masum ve biraz da kullanışsız bir kişiselleştirme olanağı sunan bu araç ciddiye alınmalı mı? Bu araç klasik SEO’nun sonunun göründüğüne dair bir işaret mi? Bu aracın anlamı ne?

Bir kere ikinci SERP sayfasını çevirdiğinizde bu aracın olmadığını göreceksiniz. Bu araç sadece ilk SERP’deki sonuçlar için kullanılabiliyor.

Arama motoru kullanıcılarının ortalama %85′i ilk SERP sayfasındaki sonuçlara tıklamaktadırlar. Ancak geri kalan %15′i diğer sayfalara geçme gereği duyar. (SEO’nun geleneksel önemi de zaten bu istatistikte barınmaktadır). Bu anlamda bu yeni araç kullanıcı tecrübesi açısından, istenen kapsamı büyük ölçüde sağlıyor diyebiliriz.

Kullanışsız oluşu ile ilgili eleştirilere de “Google’ın kullanım biçimleri nelerdir?” counter sorusuyla cevap verilebilir. Çünkü bildiğimiz bir gerçek var ki, Google artık sadece “bilinmeyen bilgi kaynaklarını araştırma” amacıyla, klasik “arama motoru” kalıp tanımı ile sınırlı olarak kullanılmıyor. Markalaşmasını tamamlamış, visitor loyalty’si çok yüksek olan siteler bile kullanıcılarının %85-%95′ini Google’dan almaya devam ediyorlar. Bunun anlamı şu: Google artık sadece bir arama motoru olarak değil bir açılış sayfası, bir gate, bir temel navigasyon aracı olarak kullanılmaktadır. Kullanıcıların çoğu www.gokhantoka.com sitesine gitmek için adres barına gokhantoka.com yazmak yerine, Google’da “Gökhan Toka” araması yapmayı tercih ediyorlar.

Bu durumda Google’da “Gökhan Toka” ifadesini arayan ve www.gokhantoka.com adresine gitmek isteyen kullanıcı, arama sonuçları sayfasında (SERP) www.gokhantoka.com sitesini ilk sırada göremiyorsa, işte bu yeni araç burada gerçek değerini bulacaktır.

Google’ın bu yeni aracının ardındaki akılsama da bence bu kullanım biçimi ile yakın alakalı.

Bu yeni aracın klasik SEO’nun sonuna işaret edip etmediği ile ilgili olarak da, bunu tartışmak için erken olduğunu düşünüyorum. Eğer onbin kullanıcı aynı anda gokhantoka.com sitesini “Gökhan Toka” araması sonucu erişilen SERP sayfasından “Remove” seçeneği ile kaldırırlarsa, Google için bu verinin anlamı gokhantoka.com sayfasının “Gökhan Toka” araması ile ilgisiz olduğu ve bu ilişkinin kırılarak bu arama sonucundan bütünüyle çıkarılması olabilir. Bu da klasik SEO’cular için ürkütücü bir durum.

Ama aslında sağduyulu biçimde düşündüğünüzde Google’ın bu araçla elde ettiği veriye aslında zaten ihtiyacının olmadığını fark edeceksiniz. Google bu aracın kullanım verilerinden bağımsız olarak, SERP sonuçlarındaki tıklama oranlarını veya bounce rate’i göz önüne alarak da arama sonuçlarını rahatlıkla optimize edebilir.

  • Share/Bookmark

Uzayda hayat, Türkiye’de CRM – 1

Gökhan Toka tarafından January 20, 2009 tarihinde Business Intelligence, CRM konusunda yazıldı | View Comments

Gün geçmiyor ki bankamdan buram buram CRM kokan yeni bir mesaj daha almayayım.

Kredi kartını iptal ettiğim söz konusu bankadan uzun bir süre “0″ liralık ekstereler aldıktan sonra (hem de posta kanalıyla, maliyeti düşünün), geçen hafta bankam yeni bir CRM uygulaması ile beni oldukça şaşırttı.

Yaklaşık 8 yıldır Internet şubesini kullandığım bankam beni Internet şubesini kullanmaya davet ediyordu. Üstelik Internet şubesinde yaptığım işlemleri doğrulamak için onay mesajı gönderdiği cep telefonuma mesaj göndererek.

Demek ki bankam boş durmuyor, çalışıyor, CRM yeteneğini ve zekasını güçlendiriyor. Bunun bir ileri aşaması herhalde bana “bankamızla çalışmak ister misiniz?” diye sormak olacaktır.

Çalıştığım banka öyle abur cubur bir banka değil, Türkiye’deki en büyük bankalardan, üstelik de bilişim altyapısının en iyi olduğunu bildiğim bankalardan biri. Öyleyse sorun ne? Bankam neden CRM yapamıyor? Bankam CRM yapamıyor ise risk modellemesini ve kredi derecelendirmesini yapmayı nasıl başarıyor?

Uzun süre sektörde BI danışmanı olarak çalıştığım ve gerek finans sektörü gerekse de diğer key sektörlerdeki pekçok lider firmaya BI & Data Mining danışmanı olarak girip çıktığım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu firmaların ellerinin altında başarılı bir CRM projesi yürütmek için ihtiyaç duyabilecekleri her türlü bilişsel altyapı ve analitik uygulama mevcuttur. Bu uygulamaları yönetebilecek ve kurgulayabilecek yetkin insan gücüne de fazlasıyla sahipler. Buradaki problem yatırımla ve altyapıyla ilgili değil, doğrudan doğruya yaklaşım ve anlayışla ilgili bir problemdir. Bu noktada yanlış anlaşılan ve şirketlerin de yanlış anladığı nokta budur: CRM bir teknik yeterlililk veya yetkinlik sorunu değil, bir yaklaşım ve anlayış meselesidir, bir felsefedir. Bu anlayış kurum içinde mevcut değilse, o kurumda yaratılmaya çalışılacak CRM uygulamaları çok büyük olaslıkla başarısız ve verimsiz kalacaktır. Tıpkı bankamda olduğu gibi.

CRM yaklaşımındaki düşünsel ve anlayışsal altyapı eksikliği sadece kurum kültüründeki noksanlıklarla da açıklanamaz. Bu anlayış eksikliğinin temeli kurum dışında, kurumu çevreleyen genel toplumsal kültürümüzde bile gözlenebilir. Malesef Türkiye, yönetim itibarıyla bir CRM ülkesi olmaktan çok uzaktır. En basitinden Türkiye, “vatandaş devlet içindir” şeklindeki tarihsel bir derinliği olan ümmet psikolojisini halen üzerinden atamamış ve “DEVLET VATANDAŞ İÇİNDİR” gerçeğini içinde bulunduğumuz 2009 yılında bile tam anlamıyla uygulamaya sokamamıştır.

  • Share/Bookmark